Bunun nedeni belki de Galatasaray'ın sezon başından bu yana en az net gol pozisyonu bulduğu maç olması olabilir. Geçtiğimiz hafta ligin küme düşme hattındaki Kasımpaşaspor'un bile 3-4 tehlikeli akını olduğu Turkcell Süper Ligi'nde ligin ilk dördünde yer alan Eskişehirspor'un maç boyunca tehlikeli bir tek pozisyon bularak berabere kalmış olması Eskişehirspor'un
antifutbol'unun Galatasaray'ın uygulayamadığı pozitif futbol'a üstünlük sağlaması olarak görebiliriz. Bu haftaki maçı ilginç kılan bir diğer unsur ise bir önceki akşam sanki galip gelmese küme düşecekmiş gibi 90. dakikada tank ve tüfekle Fenerbahçe kalesine yüklenmiş olan Antalya'nın acemice yediği, bence dünya futbol tarihine geçmiş acemilikte, bir golle Fenerbahçe galip gelirken, Galatasaray belki de 60-70 dakikasını rakip yarısahada
oynadığı maçtan beraberlikle ayrıldı.
Peki Galatasaray'da sorun neredeydi?
Öncelikle belirtmeliyim ki bu maç bu sezon tribünde seyrettiğim ilk maç olması nedeniyle takımın gerçek anlamda sahaya yayılışını görme açısından benim için bir ilk oldu. Galatasaray'ın oyunu yataya genişlemesin yayarak alanı diklemesine daraltmaya çalıştığı Leo Franco oyuna topu sokarken bile hissediliyor. Geçtiğimiz senelerde kaleci topu oyuna sokarken önünce iki stoper ve kenarlarda ise sol ve sağ bekler dururken, bu sene Leo Franco
sanki o eski stoperlermiş gibi ortada tek stoperler ise kenarlarda top bekler durumda, sol ve sağ bekler ise neredeyse orta sahanın en kenarlarında bekliyor durumdalar. Bu şekilde de oyunun kuruluşunda iki ön liberoya ortada geniş bir oynama alanı yaratılıyor. Her ne kadar bu diziliş
her oyun kuruluşunda takımın ofansif anlamda dizilmesini sağlasa da, Eskişehirspor ön alanda kurduğu baskıyla özellikle ilk devre Galatasaray'ın oyun kurmasına izin vermedi. Bunda sanırım haftalardır eksikliğini hissettiğimiz Ayhan'ın yokluğunun önemli bir payı vardı.
Ayhan'ın yokluğu derken, sahadaki oyuncuların da form düzeyindeki düşüş yavaş yavaş son birkaç haftadır kendini hissetiriyordu, ancak bu hafta daha da göze battı. Özellikle Kewell ve Arda'daki düşüş hücum organizasyonlarını aksattı. Ben genel olarak Nonda'nın oyununu beğensem de ceza sahasında oldukça yalnız bırakıldığı için zor anlar yaşadığını ve markajdan sıyrılmak için geriye çok fazla gelmek zorunda kaldığını kabul etmeliyim. Maçta ilerideki dörtlüden ortalamanın üzerinde görülen tek isim ilk goldeki katkısının etkisiyle Abdelkader Keita'ydı. Tabi takımdaki aksaklıkların bir tanesi de sol bekimizin stopere, ikinci sağ bekimizin sol beke kaymasıyla yarı topal bir savunma ile maça çıkmamızdı. Bu hem yediğimiz golde, hem de hücumlara çıkamayışlarda etkisini gösterdi. Belki de Kewell'ın tutuk görünmesinin nedeni arkasında gerçek anlamda bir sol bek olmaması olabilir, kimbilir?
Sonuç olarak Galatasaray tek pozisyon verdiği maçta iki değerli puanı hem de kendi evinde kaybetti ve önümüzdeki zorlu maç serisi öncesi yara aldı. Umarız bu maçtan alacağı dersler almış olduğu yaradan daha büyük olur.






.jpeg)

